01:19 am, uyumadım henüz. Uyumak için çabaladım ama beceremedim. Şu an oturma odasındaki bidilik koltuğun üstünde, yastığım yorganım, yarı aralık camım, kulağımda ipod, kucağımda laptop bu satırları yazıyorum. Gözlüğümü Pıtırcan'ın evinde unuttum, lenslerı çıkardım, ekrana yapışmış yazıyorum bu satırları. Gözümde lens varken bile yanlış yazıyorum şimdi ne çıkacak bu yazıdan bilemiyorum. Evimde fare gördüm, mutfakta. Henüz Pıtırcan da gitmemişti, Totiler de. Hatta toti ona isim bile verdi 'remmy' ama gelin görün ki evde bir başına iken, ev çok sessizken, remmy'nin mutfak dolabının arkasındaki ayak sesleri çok rahatsız ediyor beni. konulan tonlarca yeme rağmen hala nasıl gezindiğini bilemiyorum, bir tane olmamasından şüphe ediyorum. Evin başka bir yerinde henüz görmemiş olduğum için mutluyum ama ne zaman göreceğimin huzursuzluğunu taşıyorum. Dün gece çaresizlik içinde arkadaşımın evine gittim ama her gece bir yerde kalınmaz ki döndüm evime elbette. Bir süredir sesi gelmiyor ama ben artık o huyu kaptım ya her ses oymuş gibi geliyor, tiksinme hissini ilk kez bu kadar derinden yaşıyorum. Fare deneyleri yapan bir insan olarak fare ile bu kadar sıkıntı yaşamam da ayrı bir komedi zaten. Farelerin öcü diyeceğim ama benim farelerim beyaz, şeker ve bu iş için yetiştiriliyorlar. Pıtırcan'ın evı tren ile 40 dakika ve işe 8de giden bir insan için büyük mesafe. oraya da taşınamıyorum. O millerce uzakta beni sakinleştiremediği için huzursuz, bir süre yansıtmamaya çalıştıysam da bu sabah sinir bozukluğu ile özlemenin karıştığı bir noktada ağladım artık. susamadım bir türlü. Telefonu kapatıp sakinleşmem gerekti bir süre. Bir koltuğun üzerinde kendime acıma notasına gelmiş durumdayım ki nefret ederim bundan. Dün aklıma Leman Dergısındekı bır karıkatür geldı. Kadın hiiiii fareeee diyerek sandalyenin üzerine fırlar, fare cevap verir ' fare değil hanımefendi remzi, adım remzi' belki başka bir isimdi ama böyle geldi aklıma işte. O karikatürü defalarca tekrarladığımı hatırladım zamanında. Şimdi ise ben onu gördüğüm anda o bir köşeye koştu, ben başka bir köşeye, Pıtırcan'a koştum. İkimiz de korkuyoruz ama o utanmadan geliyor, zehirlenmeye geliyor, bense bir köşeye kıvrılmış paranoyak sesler üretiyorum bir noktadan sonra.
aklıma 'arada kaldııımmm, tam aradaaaa, başıma gelen en acıklı durumdur buuuuu. Arada kaldııımmm, anlarsınıııızzzzz, arada kaldıımmmm aradaaaaa' adllı süper susam sokağı şarkısı geliyor. Bu şarkıları bildiğim için kendimi mutlu hissediyorum, gördüğüm susam sokağı kahramanlarına koşarak gidiyorum, çocukluğuma dönüyorum, aslında içinden hiç çık(a)madığım çocukluğuma dönüyorum. Çok mutsuzum, evime dönmek istiyorum, bu şehiri, bu evi, bu yalnızlığı sevmiyorum. Yalnızlığımı bir fareye yedirmek düşüncesi sinirlerimi bozuyor. Göz kapaklarım ağırlaştı, belki uyurum artık zzzzzz.......
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)